Kabak Tarlasında
Bugün çiftlikte sabah sabah bir telaştır aldı başını gitti. Bakın size neler olduğunu anlatayım. Bizim beyin küçük kızı geçen hafta bugün tatile geldi ailecek. O, bebeği ve kocası çiftliğe neşe kattılar adeta ilk günden.
Küçük torun sabahleyin yatakta yokmuş; annesi, anneannesi, dedesi ve gürültülere uyanan babası, önce evin içinde aramaya koyuldular. Ben o sırada bahçedeki masaya kahvaltı hazırlıyordum. Önce içerdeki konuşmaları duyuyordum. Dışarıya çıktıklarında tüm ailenin neşesinin kaçmış olduğunu gördüm.
Küçük hanım ağlıyordu : “ Bebeğim, bebeğim, neredesin?” “Onur, oğlum. Elma dersem çık, armut dersem çıkma,” diyordu küçük hanımın kocası.
Çiftlik evi büyüktü ama içeride bir çocuğun kaybolması imkanı var mıydı ki? O yaştaki yirmi aylık bir çocuk bir dolabı nasıl açarda saklanabilirdi. Ben ve kocam kahvaltı hazırlamayı bırakıp onlara yardımcı olmaya çalıştık. Artık evin etrafındaki çalıların arkalarına bakıyorduk. Ama küçük oğlan sanki yer yarılmış da içine girmiş, bulunamıyordu. O bulunamadıkça anne baba helak oluyorlardı. Ben hemen bitişikteki kabak tarlasında bir kıpırtı gördüm. O tarafa doğru seğirttim. Kabaklar bir gün öncesinden yolunmuştu, bizim küçük de onlara bayılmıştı. Bugün de erkenden kalkıp kabakların arasına dalmış. Yanına vardığımda neredeyse kendisi kadar belki de tarlanın en büyük kabağının sapını tutuyordu.
“Onur, sen ne yapıyorsun yaramaz” dedim.
Bana dikkatli dikkatli baktı, biraz çocuk ağzı ile. “Hatçe teyze bu kabak benim. Ben bunu istiyorum. Bunu bana pişir.”
“Ama önce eve gitmemiz gerekiyor, Onurcuğum. Seni çok merak ettiler. Annen baban ağlıyor, sen yoksun diye.”,
Keşke böyle demeseydim o da ağlamaya başladı. Bu arada da annesine babasına uzaktan el etmeye çalıp bağırdım:
“Küçük hanım!!! Küçük Hanım!!! Onur burada kabakların arasında.”
Ağlayan çocuğu kucağıma aldım ve onu susturmak için bağrıma basıp öptüm.
Maaile koşup geldiler. Bizim çiftliğin beyi çocuğu kucağımdan alırken bizim yaramaz ne dese beğenirsiniz.
“Bu kabakların hepsi benim olsun mu? Hatçe teyzem pişirsin. Ben yiyeyim.”
Yazan: Tülin Göncü
|